Aklım, vicdanım hür severdim seni ve bunun ne büyük bir hediye olduğunu şimdi anlıyorum. Hiçbir beklenti içine girmeden, sadece seni severek ömrümün büyük bir kısmını geçirdiğim zamanlar var.
Seni değiştirmeyi hiç düşünmezdim o zamanlar, seni sorgulamayı ve hatta eleştirmeyi… Büyüdükçe kirlendim mi, öğrendim mi? Ne değişti ki; artık ben seni böyle özgürce sevemiyorum? Birileri, bir şeyler, biz ve bu hayat, tuhaf şekilde değiştirmiş demek özümüzü; yoksa ben seni vicdanım özgür severdim. Seni sevmek için bahaneye ihtiyaç duymazdım mesela, sevmemek için de… Şimdi hepsinin bir sebebi var aklımda veya olması gerekiyor gibi geliyor. O yüzden sanırım seni gerçekten sevebildiğim zamanlar çok eskide kaldı…. Senin bana ne yaptığın, ne yapmadığın, arayıp aramadığın, gelip gelmediğin önemli değildi. Elbette geceler boyu sancılar çekerdim yokluğunda ama bundan dolayı seni suçlamak aklıma gelmezdi. Aptallığımdan mıydı yoksa gerçekten sevmek o hal miydi? Karar veremiyorum! Şimdi ne kadar çok değişti…. Büyüdükçe mi daha güzel sever insan? Gerçekten sevmeyi öğrenmek için geçirdiğimiz o uzun, sancılı gecelerin sonucu mudur akılla sevmek? Aklım özgür değil artık ve o yüzden seni sevmek zor geliyor. Şimdi bin tane hesap var aklımda. Bu deftere yazanla kalbimdekinin hesabı birbirini tutmuyor. Dönüşü yok biliyorum. Bir kere öğrendin mi, bir daha o kararmış gözlerle sevemiyorsun kimseyi ve hep bir yanı gece kalıyor kalbinin. Para kazanıyorsun, büyüyorsun, özgürleşiyorsun, mevkii sahibi oluyorsun, kendi ayaklarının üstünde duruyorsun, her şeyi ama istediğin her şeyi yapabiliyorsun; Çin Seddi’ni bile baştan sonra yürüyebiliyorsun istersen ama bir daha asla o masumlukla sevemiyorsun kimseyi…. Reis